• Antep_isi_01.jpg
  • Antep_isi_02.jpg
  • Antep_isi_03.jpg
  • Antep_isi_04.jpg

Antep İşi Nakış İşlemeciliği Tarihçesi

Antep işi; teli çekilebilen kumaşlara uygulanan, iplikleri sayılıp bazıları kesilerek üzerine çeşitli ajurların işlendiği ve motif kenarlarının susmalarla zenginleştirildiği işleme türüdür. İpek, krep, patiska, keten, margizet kumaşların üzerine ipek ipliklerle işlenen nakışlar zorlu bir süreçten sonra ortaya çıkar.

Antep işi nakışın çıkış noktası özellikle kırsal bölgelerde yaşayan genç kız ve damat kıyafetlerinin süslenmeleri olmuştur. Genç kızların geceliklerinin göğüs kısımlarını, terlik adı verilen başlıklarını, elbise ve etek uçlarını, ayrıca eşlerinin ceket cebi veya mendilini süslemek amacıyla işlemeye başladıkları nakışlar zamanla çeşitli örtülere yayılmıştır.

Antep işi nakışın ilk kez köylerde gelin ve damat kıyafetlerinin süslenmesinde kullanıldığı rivayet edilmektedir. Buna ilişkin bir öykü şu şekildedir:

1850'li yıllarda Gaziantep'in köylerinde evlenecek erkekler, nişanlıları tarafından dikilen bir zıbını (Elbise) evliliklerinin ilk günlerinde, el öpmelerde ve bayramlarda giymektedir. Uzunca bir zıbın ile şalvardan oluşan damat takımı hazin bir öykünün tanığıdır. Tılfar köyünde Hamide adlı genç kız amcasının oğlu Hasan ile nişanlanır. Genç kız, çeyiz olarak hazırladığı pamuk ipliğinden elle dokunmuş kalın bir kumaştan diktiği elbisenin eteği ile kollarını ve ayrıca şalvarın ayak uçlarını Antep işi antika, çitime ve ciğerdeldi ajurlar, susma ve muşabakla süslemiştir. Elbiseyi düğüne yetiştirmeye çalışan Hamide nakışları tamamlayamadan 1892 Yemen Savaşı nedeniyle nişanlısı askere alınır. 10-15 yıl askerliğin yapıldığı o dönemlerde Yemen'e gidenlerin büyük bölümü dönememektedir. Nitekim Hamide'nin nişanlısı Hasan da katıldığı bir savaşta şehit düşer.

Nişanlısının ölüm haberini alan Hamide, zıbının yaka işlemesini yarım bırakır ve acı bir hatıranın göstergesi olarak sandığına kaldırır. Ölünceye kadar sakladığı elbisenin satılmamasını vasiyet eder. Söz konusu elbise 1892 yılından günümüze kadar Tılfarlıoğlu ailesi tarafından korunmuştur.

Antep işi nakış ile ilgili bir diğer öykü de söz konusu nakışların yurt dışına satılması ile ilgilidir. Gaziantep'te faaliyet gösteren Amerikan Hastanesi yöneticileri, kuruma gelir sağlamak amacıyla açtıkları işletmede işlenen nakışları yurt dışına satmayı planlamışlardır. Genç kızların emeğini ailesi dışındaki insanlara sunmasının hoş karşılanmadığı o dönemde hastane yetkilileri çok başarılı olamamışlar, sonradan nakış işlemeyi öğreten hastalardan ücret alınmaması gibi teşviklerle bir miktar üretim gerçekleştirmeyi başarmışlardır. Ancak bu işletmede çalışanlar, işledikleri nakışlara kendi çeyizlerindekiler kadar özenmemiş, bunun sonucunda yerel halk hastanede işlenen Antep işi nakışları “Hastane işi” şeklinde nitelendirerek makbul tutmamıştır.

Hastane örneğinde olduğu gibi bazı Antepliler de “İş evi” isimli atölyeler açarak Avrupa'da kullanılan sofra örtüsü ve peçete gibi ürünlerde kullanılabilecek nakışlar işletmiş ve yurt dışına satışını gerçekleştirmişlerdir. Antep'ten göç eden azınlıklardan bazı Ermenilerin de Amerika ve Avrupa'da Antep işi nakış işlemeye devam ederek satışını yaptıkları bilinmektedir.

Geçmişte Gaziantep ve ilçelerinde azınlıklar da dahil olmak üzere halkın tümü tarafından icra edilen Antep işi nakışlar, uluslar arası düzeyde ilgi ve takdir görmüştür. Hacı Muzaffer Bakbak Kız Lisesi öğrencilerinin yaptığı Antep işi nakış, 13-23 Mart 1984 tarihlernde Münih’te düzenlenen “36. Uluslararası El Sanatları Fuarında” altın madalya kazanarak önemli başarı sağlamıştır. Ünü tüm ülkeye yayılan Antep işi nakış, sadece Gaziantep’te değil ülkemizdeki birçok meslek lisesinde müfredata dahil edilmiştir.

İpekyolu Kalkınma Ajansı 2010 yılı İktisadi Gelişme Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu yayının içeriği İpekyolu Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı’nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk Gaziantep Ticaret Odası’na aittir.