• Bakircilik_01.jpg
  • Bakircilik_02.jpg
  • Bakircilik_03.jpg
  • Bakircilik_04.jpg

Bakırcılığın Tarihçesi

Bakır, tarih boyunca insanoğlunun hayatını kolaylaştıran madenlerin başında yer almış ve bir çağa adını vermiştir. İnsanların önce bakırı, ardından kalayla birleşiminden oluşan tunçu keşfetmeleri medeniyet seviyesinde büyük ilerleme sağlamıştır. Diyarbakır - Çayönü'nde M.Ö. 7 bin yılda ilk arıtma işleminin yapıldığı ve bakırdan iğne, kanca gibi aletler ve süs eşyaları mal edildiği ortaya çıkmıştır. Gaziantep, Adıyaman ve Kilis'te milattan önce 5.500-3.000 yılları arasında yaşanan Bakır devrinde yerleşim görmüş birçok höyüğün bulunması, bölgede bakır işlemeciliğinin oldukça eskiye dayandığını göstermektedir.

Bakırcılık; bakır ve bakırla çinkonun karışımından elde edilen pirinç tabakalarının işlenip günlük hayatın her alanında kullanılan eşyaların üretilmesi mesleğidir. Bakırcılık sanatı sırasıyla Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri dönemlerinde giderek ivme kazanmış, yapım teknikleri ve süslemeler konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Selçuklular devrinde bakırdan elde edilen pirinç yoğun şekilde kullanılmış, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu'da bakırcılığın merkezlerinden biri Gaziantep olmuş, Adıyaman ve Kilis de halkın ihtiyacı olan bakır eşyaların üretilip satıldığı kentler arasında yer almıştır.

1557 tarihli Ayntab Vakıf Defteri'nin “Vakf-ı Ali Neccar Der Nefs-i Ayntab” başlıklı bölümünde, Ali Neccar Camii'nin vakıf gelirleri arasında sayılan yıllık 192 akçe gelirl bir dükkan için kullanılan “Dükkan der suk-ı kazganciyan” ifadesi bu tarihlerde Gaziantep'te bir bakırcılar çarşısının ve organize olmuş bakırcı esnafının varlığını göstermektedir.

Geçmişte bakırı her şehrin ustası ayrı formatta işlemiş, ayrı bir değer katmıştır. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Gaziantep bakırcılığı açısından önemli değişiklikler yaşanmıştır. Asırlardır atölyelerde imal edilen geleneksel bakır eşya formları ve süslemelerinde değişiklikler yapılmış, yeni bakır eşya formları ortaya çıkmıştır. Kazıma tekniğinin yanı sıra zımba tekniği ile de süslemeler yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemde Gaziantep'te yaklaşık 60 bakırcı dükkanı bulunmakta ve her dükkanda 4 ile 10 kişi arasında usta çalışmaktadır.

1950'li yıllardan itibaren çelik keski ile bakırın üzerine desen işlemeye başlayan ustalar bu sayede bakır eşyalara estetik katmayı da başarmışlardır. Bakırın üzerine tamamen el işçiliği ile desen işlenen tek şehir olan Gaziantep'te imal edilen bakır ürünler günümüzde tüm dünyanın hayranlığını kazanan sanat eserler konumuna ulaşmıştır. Gaziantep, Kilis ve Adıyaman'ın zengin mutfak kültürüne sahip oluşları da yörede bakırdan çok çeşitli kaplar üretilmesni sağlamış, bakırın mutfaklarda kullanımını artırmıştır.

İpekyolu Kalkınma Ajansı 2010 yılı İktisadi Gelişme Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu yayının içeriği İpekyolu Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı’nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk Gaziantep Ticaret Odası’na aittir.